"Şeyleştirme" yazıları üzerine bir arkadaşım ş-öylesi bir eleştiri yöneltti; şeyleştiren insan değil, biz zaten dış dünyayı şeyler halinde görüp-duyuyor ve "öylelikleriyle" algıladıklarımızı dille açıklamaya çalışıyoruz. Bu eleştiriye karşı şu cevabı verdim; (ki bu eleştiri "naiv" realizmin parçalanamamış olmasından kaynaklanıyor) Sen zaten "ben" dediğin anda kendini "şeyleştirmiş" oluyorsun ve bu, senden değil, kullandığın dilinden kaynaklı ve bu şeyleştirme görüyorum-duyuyorum-gözüm-kulağım vs diyerek devam ediyor.Bu noktadaki hatan, kendini-BEN-İNİ özellikle- dilini-kulağını burnunu-gözünü, hazır dışsal-verili ve "mutlak" kabul etmenden kaynaklı,. oysa tüm bunlar dilinin şeyleştirme hareketi sonucu ortaya çıkıyor. Bunun üzerine arkadaşım;"kafam karıştı" deyince, hayır sadece DİLİN-DOLANDI şu anda diye cevapladım.
(Sevgili sibel-in (agnia)30-08-2005 tarihli yazısında "görmeye" dair şüpheleri de "DİL-İM-İZ-LE" ŞEYLEŞTİRDİKLERİMİZİN aramıza girmesinden kaynaklanıyor)
Şeyleştirme harekatı dilin kendisinden kaynaklanmaktadır.Konuşma-yazma-söz vs türden "konseptlere" baş-vurduğunuz anda, üzerinde "bildirimde bulunduğunuz objenizi" vucuda getirilmiş, mev-cudiyeti kabul edilmiş bir-şey OLARAK kabul etmek zorundasınızdır. Zorunluluk burada bitmez. Bu zorunluluk, diğer zorunlulukları da tetikleyerek çoğaltır. artık bir şeyler üzerine kullandığınız dili "ciddiye" almak zorundasınızdır. Bu ciddiyet sizi, kullandığınız dilin içinde, doğru-yanlış-eksik-tam, kusurlu-yetkin, iyi-kötü v.s türünden DEĞERLERİ kabul ettirmeye zorlar. Veya böylesi bir dili kullanmanız, "ciddiyetinizi" kanıtlar.
İşte tam da bu noktada kullandığınız dil siz de dahil olmak üzre HER-ŞEYİ(NİZİ) ELE GEÇİRMİŞ OLUR. "Ciddiyetlikleriyle "dili kullanmaya başladığınzda aynı zamanda, her-şeyden de kopmuş oluyorsunuz. Çükü;
DİLİN "ŞEYLEŞTİRDİĞİ" HİÇ-BİR ŞEY "aslında" "O-ŞEYİN" KENDİSİ değildir. Başka deyişle şeyleştirdiğiniz anda, onu tüketmiş oluyorsunuz.Bu noktadan sonra "a-r-tık" şeyleştirdiğinizi "bulmanız-kavuşmanız" olanaksız hale gelmektedir.Çünkü dil denilen "gerçeklik" denilenle arnıza girip sizi ondan "koparıyor.
Özetle söylemek gerekirse;Dil denilen bir koparma-yarma-tüketme hareketidir. İlginçtir ki dil denilen bunu yapabildiği için insan "uygarlaşmıştır", yani doğadan-doğallığından ve "MASUMİYETİNDEN" uzaklaştırılmıştır.Ünlü babil-söylencesini bilmeyen yoktur sanırım.Babil kulesiyle arş-ı aleme doğru yükselen insan-oğlundan korkan tanrı buyurmuş; Şunların dilini karıştırın-farklılaştırın da yükselemesinler. Aslında(ne kadar iddalı bir sözce bu "aslında" bakar mısınız kibir ve gurur-haline) böyle buyuran tanrı biraz "cahalmış-sanırım". Şunu demesi yeterli olurdu; ŞU İNSANLARI BİR DİL-SAHİBİ KILIN. Aynı dili konuştuğunu snananlar da "anlaşamıyor" zaten.
İşte ol-nedenlerledir ki;
"HİÇ" çok önemli ve "ciddi" bir ........................( Hiçle başlayan bir cümleye hiç-bir yükleme getirilemeyeceği için, cümlenin sonu ........................ olarak ifade edilmiştir.
Çok önemli ve ciddi bir.................... çünkü;
"ŞEY-LEŞ!-TİRME" VE "CİDDİYE ALMA" TUTUMLARINA K-ARŞI BİR "YIKIM-HAREKETİDİR"
(Sevgili sibel için not; "ŞEYTAN" DİL-İM-İZ-İN...! TAAA KENDİSİDİR. diğer tüm "şeytanlıklar" çook masumdur onun yanında :))) |